.... ya da bir başkasını
Bir şehri özlemekten geçer
eninde sonunda hepimizin yolu
paslı duraklarında çisil yağmurlarının altında beklemekten
kaldırım kenarlarında efkarlarımız diz boyu
bir güz günü
bastıran ani bir siste kaybolmaktan
bir belediye çukrunda tökezlemekten belki,
iğreti üç beş adımdır gideceğin oysa..
kaygan ışıklarıyla sevişir gibi
bir şehri özlemekten geçer
hepimizin birgün yolu
gözlerinin çukuru kıskanç gölgeler yaparken
yanaklarında
ellerinde boyalar, sürmeler,
bakışlarına dolgu, gözlerine yama
akacak birgün pamuklara sıvaşacak yüzün
özlemden sana bir tek şey kalacak,
hüzün
bakışlarının gerisine düştüğünde yüzün
tozunu yutmak, debelenirken sokaklarında
dumanlı ciğerlerine katık etmek
bir sonbahar ruzgarında
o şehrin zıkkım gibi soluğunu
saç diplerinde yumak yumak korkusu karanlıkların,
herşey sessizdir oysa
içsel durgunluğunda özün.
tenimdeki kiri sökü p koparır gibi yıkar
kova kova atılan sular canlı balıkların üzerine,
şehrin deniz kokulu bir köşesinde
o köşede balıklar kıvranır kıvranır, can verir
pul pul acır cigerlerinde hapsolan son soluk
deniz kokar bir parça yem hevesinde
hükümsüzler, kandırılanlar
yozlar, haramlar
ve tüm günahlar bir şehre bürünür
arar yitikleri gölgesinde
nasırlı ellerın tırnakları arasındaki
yaşanmışlıkları,
ve nankördür gözlerden akan yaşın pası
dikine inen yokuşlarda
enine uzanan sevdalar düşlerken
boz ışıklı florasan bir pençe altında
yırtığını teyellemek acıtır,
yüksükleri deler geçer sivri ucu debelenmenin
geceleri utancından terler aykırı yürek
ve hayallerinde başka bir şehri özler
bir şehri özlemekten geçerek












